Ellen von Unwerth

Usta fotoğrafçı, yaratıcılığının kaynağı ve eşsiz stilinin yanı sıra teknik bilgisinin eksikliğini ve bunun neden bazen iyi bir şey olduğunu anlatıyor.

Röportajı yapan: Rebecca Klein
Çevirmeye çalışan: Anıl Özbek

İlhamın kaynağı nerededir? Her fotoğrafçı için bunun farklı bir cevabı vardır. Bazıları için teknik bilgideki ustalık yaratıcılık için temel rol üstlenir. Diğer tarafta ise içgüdülerine göre hareket eden, zamanlama ve tadın daha önemli olduğunu düşünenler vardır.

Ellen von Unwerth içgüdüsünü ustaca kullanan bir fotoğrafçıdır. Çalışmaları Vogue ve Interview, The Face, i-D gibi birçok dergide yayınlanmıştır.


Kendiliğindenlik, sirk hayatı, erotizm ve düşlem sanatı hakkında bir Ellen von Unwerth röportajı

Birçok insan genç bir kızken sirkte çalıştığınızı bilmez.

Evet, on yedi on sekiz yaşlarında okulu yeni bitirdiğimde Münih’ de bir sirke gitmiştim. Büyük ve içinde hayvan gösterilerinin de olduğu bir sirk değildi. Güzel ışıkları ve müzikleri olan şairane ve sevimli küçük bir sirkti Müdürün yanına gittim ve müdür bana “Ah, sen bir sirk kızına benziyorsun. Tamam” dedi. Hemen gidip büyük bir şapka ve file çorap giyerek insanlara parfüm sıkmaya ve baloncuklar üflemeye başladım. Harika bir deneyimdi.

Deriler, maskeler ve file çoraplara olan sevginizin kaynağı burası mı?

Hayır. Ben bunları her zaman severdim. Çocukken küçük bir hayal dünyasında yaşardım. Tüm bu saydığınız şeyleri giymeyi çok severim ve sirkleri bu kadar sevmemin nedeni fanteziyi/düşlemi sevmemdir.


Fotoğraflarınızda özellikle Revenge kitabınızdakilerde değişik düşlemlerle oynadığınız görülüyor. Bir kadının erkeği kontrol etmesini size çekici kılan nedir?

Bence bunu yapabileceğinizi hissetmek çok hoş. Ama her zaman değil. Erkeklere bir parça kötü davranmayı seviyorum. Seviyorum işte. Fotoğraflarımda demek istiyorum tabi (In pictures, I mean). Bunu nedense (somehow) eğlenceli buluyorum çünkü bunu gerçek hayatta pek sık göremiyoruz.

Revenge, sizin bir hikâye örgüsüne sahip ilk kitabınız Ve bir film gibi bir sonraki kare her zaman beklenmedik. Bu kitabı oluşturmak için çektiğiniz fotoğraflar ne kadar zamanınızı aldı?

Yalnızca üç gün. Ne istediğimi biliyordum, doğru insanları ve yeri seçmiştim ayrıca hava da çok güzeldi. Bir hikâye örgüm vardı ama modellerim onunla oynamaya başladılar ve sonuç olarak her şey oldukça kendiliğinden oldu. Gerçek bir eğlenceliydi çünkü benim için yeni bir şeydi. It's naughtier and wilder than anything I've done.

Hiç modellerinizin sadist bir obje olmaktan çekindikleri oldu mu?
Were any of your models intimidated by the sadomasochistic subject matter?

Hayır. Bütün kızlar çekim sırasında bu tip fotoğraflarının çekilmesini sevmişlerdi ve tamamıyla fotoğrafın içindeydiler.”

Revenge” deki kızlar rahatsız görünmüyor. And it's easy to tell when a girl is inhibited or being pushed by the photographer...

Bir modelime asla bir şey yapması için baskı uygulamadım. Onun, bunu yapmak için hazır olup olmadığını hissedebilirsiniz.

Bir keresinde insanların sizin kameranız önünde farklı davrandığına inandığınızı söylemişsiniz? Neden? You once said that you believe people behave differently in front of your camera than for other photographers. Why?

Bence fark benim bir bayan fotoğrafçı olmam ve sadece kamera arkasında modelinden bir şeyler isteyen biri olmamam. Sonuç olarak modellerim kendilerini daha rahat hissediyorlar ve opens up. Ayrıca çalıştığım insanları sevdiklerim arasından seçiyorum böylece çekim zamanları ortaya çok dostça şeyler çıkıyor ve bir çalışmadan daha çok bir oyuna benziyor.

Model olduğunuz zamanlar, çalışmaktan zevk aldığınız fotoğrafçılar kimlerdi?


Guy Bourdin ve Oliviero Toscani. Bourdin çünkü o çok heyecan vericiydi. O sanatkârane ve acayip fotoğraflar yapıyordu ve havada her zaman heyecan vardı and there was excitement in the air. He turned his crappy little studio into this glamorous, perverted set. Toscani çok iyi bir enerjiye sahipti ve tabiki eğlenceye.

Onlardan neler öğrendin?

Hareket ve ışık hakkında çok şey öğrendim. Bunun yanı sıra fotoğrafçıların hangi davranışlarını sevmediğimi de öğrendim. Harekete izin verilmemesinden nefret ettim. Her zaman gülünç şeyler istedim. Erkek arkadaşım ve aynı zamanda fotoğrafçı olan Bruno Juminer ile çalışmayı severim. Bana nasıl fotoğraf basılacağını öğretti. Fotoğraflarımı artık pek sık kendim basmıyorum ama bunu yapmayı çok severdim. Gerçek bir büyü. I don't print my own pictures so much anymore, but loved doing it. It's really magic.

Which photographers do you consider inspirations?

İki favorim Helmut Newton ve Jacques-Henri Lartique dir. Onun çalışmaları inanılmaz, hareketli ve … His work was incredible, so full of movement and joie de vivre.

Birçok fotoğrafınızda griliği sevdiğiniz görülüyor.
You seem to like a grainier look in many of your photographs.

Kişisel çalışmalarım için evet gri filmleri (grainy film) seviyorum. Dergi ve reklamcılık içinse genelde daha keskin fotoğraflar yapıyorum (make sharper images). Müşteriler gerçekten de gri filmleri (grainy film) sevmiyorlar. Her zaman, gri materyalleri (grainy stock) kullanmamamı istiyorlar.

Özel filmler kullanıyor musunuz?

Her zaman filmleri değiştiririm. There used to be a film I loved, Kodak Ektachrome P800/1600 [an early push-process slide film], ama üretimi durdu. Problem bu: her zaman harika filmler yapıyorlar ve sonra üretimini durduruyorlar. Şu anda gerçek bir film yok bulabildiğim, bu yüzden sürekli değiştiriyorum. Bu çok zor çünkü tüm filmler git dide daha standart bir hal alıyor. Siyah beyaz çekimler için Tri-X’ i tercih ediyorum.

Siyah beyazı mı renkliyi mi tercih edersiniz?

İkisini de seviyorum. Ama son olarak (but in the end) her zaman siyah beyazın daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bence daha ebedi, daha duygusal ve grafik (canlı/net/çarpıcı). I think it's more timeless, more emotional, and graphic.

Ticari müşterileriniz renkliyi mi tercih ediyor?

Evet, çoğu zaman. Ayrıca dergiler içinde aynı durum geçerli sadece bazıları siyah beyazı seviyor. And some people just book you for what you do best.

Siyah beyazın en iyi olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet. Renk varken rengi severim. Ama siyah elbiseli bir kızı bej bir duvarın önünde renkli çekmeyi sevmem. When I do color I really love it to be bright: a purple car and pink lipstick!

Ne tür makineler kullanıyorsunuz? Her zaman 35mm mi yoksa orta fotmat (medium format) da kullanıyor musunuz?

Çoğunlukla 35mm çünkü hızlıca çekmeyi seviyorum. Bu format genelde yapmak istediklerime uyuyor. Bazen orta formatta çekiyorum çünkü bir çok müşteri büyük reklam panoları için daha kaliteli fotoğraflar istiyorlar. Ayrıca enstantane fotoğrafda çekiyorum point-and-shoot makinelerle. Dijitali sevmiyorum çünkü sizin bastığınız anda çekmiyor. Her zaman küçük bir gecikme oluyor. Anı yakalamaya çalışıyorum ve her zaman her zaman kaçıyor, bu yüzden benim fotoğraflarıma benzemediğini hissediyorum ve bu beni delirtiyor. Ayrıca dijitalde fotoğrafları bilgisayarda görüntüleyebiliyorsanız ve iyi görünmesi için birçok şey yapabiliyorsunuz Also with digital you have to view it on the computer and do so much to it to make it look good because it's too sharp and there's too much information. Elimle çektiğim güzel bir baskı elde etmeyi seviyorum. I like to have a beautiful print in my hand.

“Erkekler, güzel kadınlar tarafından kötü davranılmayı sever”
“Men like being mistreated by beautiful women”


Ne tür point-and-shoot makineler kullanıyorsunuz?

Şu anda bir Contax T3. Ama neredeyse her ay bir tane değiştiriyorum çünkü çok hızlı çekiyorum ve onlar bana yetişemiyorlar. Sonra gece klüplerinde kayboluyorlar. Büyük bir tüketim gerçekleştiriyorum. I have a big consumption of cameras.

Resmi bir eğitim almadınız, peki kendinizi teknik açıdan nasıl geliştirdiniz?

Dürüst olmak gerekirse pek fazla değil. Sadece değişik ışıklar ve filmlerle oynadım. But I have my assistants and basically don't pay an awful lot of attention to the technical side. Fotoğrafa bakıyorum ve kameranın önünde neler olduğuna. Sometimes I grab the camera and there's not even film in it and my assistants are running after me screaming, "No! No! You can't shoot!" And sometimes even the mistakes don't matter. Even if I'm shooting with the wrong exposure, maybe it's a great picture anyway. That's the way I see it.

Ve fotoğraflarınız çok sinemasal (cimematic).

Sessiz filmleri (silent movies) severim. Çok güzel ve yoğun bir şekilde cüretkâr hikâyeler anlatırlar.

Film işinde çalıştınız mı?

Birkaç deneme yaptım ama her seferinde bir daha asla dedim. Çok fazla insanın işe bulaşmasını sevmiyorum. Çok karmasşık oluyor ve muazzam bir ekip. Sonra düzenleme işleri (editing process) çok fazla uğraşmanız gerekiyor. I like to do things really low-key. But sometimes I also find the work of editing still photos to be frustrating, because you have so many images you like can can only pick one. With Revenge, I had a slide show of 500 pictures and it was almost like a movie.

David Bowie ve Kate Moss’ u çektiniz. Büyük isimlerle çalıştığınızda gözünüzün korktuğu oluyor mu? David Bowie and Kate Moss today. Are you ever intimidated by the big names you shoot?

Not so much. I try not to be intimidated. It's best not to be. But sometimes it happens. I've already worked with David a couple of times, and he's very nice.

Aktörleri modellerden farklı mı yönetiyorsunuz?

Evet, bazı insanlar rollerini oynamayı seviyor, bazıları ise kendileri oluyorlar kamera karşısında. Bir fikirle gitmiyorum. Kişiyi keşfetmeye çalışıyorum.

Çekmediğiniz ama keşke dediğiniz kişiler var mı?

Evet: Marilyn Monroe! Bence favori modelim olurdu. Onun dışında yok.

Sizin için sırada ne var?

Yeni bir kitap üzerinde çalışıyorum. Uzun zamandır onun için düşünüyorum ama her zaman işim oluyor ve kişisel çalışmalarım için zaman ayıramıyorum. Şu anda kitap hakkında fazla konuşmak istemiyorum ama heyecan verici ve eğlenceli olacağını söyleyebilirim. Moda dünyasının dışına çıkarak farklı insanlarla tanışmak çok hoş. I like doing more private work like this and maybe getting in movies.

Fotoğrafçı olmayı planlamayan ve bunun için resmi (formal / informal eğitim) olarak çalışmayan biri olarak şu anda olduğunuz yerde olmayı hayal edebiliyor muydunuz? As someone who didn't plan to be a photographer and never formally trained to be one, could you have imagined yourself in the position you're in now?

Biraz peri masalını anımsattığını biliyorum ama …
I know--it looks a little bit like a fairy tale. But really the most important thing to me is to be excited about my work.


Çevirmenin notu: bu yazının doğru olarak çevrilmediğini, araya eklemeler ya da aradan çıkarmalar yapmış olabileceğimi söyleyerek, başınıza gelebileceklerden, sizi yanlış yönlendirmiş olabileceğimin bana yükleyeceği tüm sorumluluklardan bu açıklamayı yazarak kurtulmuş olduğumu düşünüyorum, eğer yazı ilginizi çektiyse ve İngilizce biliyorsanız mutlaka metnin orijinalini okuyunuz. Saçma sapan cümleler kesinlikle benim İngilizce’ yi iyi bilmememden kaynaklanmaktadır. Bire bir çeviri yapmak benim için oldukça zor olacağı için elimden geldiğince anlamda kaymalar olmamasına dikkat ederek “kafama göre” çevirdim, bazı yerlerde İngilizce hallerini bırakmayı daha uygun gördüm. Düşünceleriniz fikir verici olabilir, çekinmeyin [çevirideki hatalar, çeviremediklerim, vb.]. Aslında ilk önce bir tanıtım yazısını çevirmeye çalışacaktım ama nedense bu röportaj beni kendine daha çok çekti ve bunun üzerinde uğraştım. Herkese bol fotoğraflar.

Çevirmen üzerindeki etkisi: etkileyici olmasının dışında, eskiden (o kadar da değil iki üç ay) analoğu tercih edenlerin neden hala dijitale geçmediklerini anlayamıyordum, şimdi anlar gibi oldum.


[November/December 2003 American Photo, by Rebecca Klein]

Yorumlar

Yorum Gönder

sen de yaz yaz yaz buraya yaz bütün sözlerini

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fedora 24'te GRUB 2 Önyükleyici Temasını Değiştirme

Müfettiş Gadget'taki Kötü Adamın Yüzü Açığa Çıkmış

Sony Kulaklığınızın Sol Teki Bozulduysa