Çıkan Kısmın Özeti

F:
(asıl metni yayınlayamıyorum, kişilik haklarına saygı, gereksiz ahlak takıntısı, filan filan)

F Amerika’ ya gitmiştir. İlk günleri bir otelde geçirdikten sonra bir arkadaş bularak eve çıkmıştır. Amerika macera dolu Amerika’ dır. Neler olacağı meçhuldür ileriki günlerde.


A:
F bu satırları bilgisayardan yaklaşık yedi - sekiz parmakla yazıyorum, inşallah buradan telefona oradan da gprs ve mail teknolojisiyle taaa Amerikalara sana ulaştırmayı umut ediyorum, yoksa bunca yazı heba olacak, aslında olmaz sonra gönderirim :)


Fotoğraf makinesi olayına girelim simdi, umarım su anda ders çalışma gibi bir zorunluluğun yoktur çünkü yazı kabul edilebilir sınırları aşma safhasına girmek üzere. Eğer kendine makine almayı düşünürsen sakin benimki gibi kompakt bir makine alma neden çünkü en az altı ay içinde makinenin sınarları senin yeteneğinin önüne bir set çekecektir, su anda en mantıklısı dslr makineler, bir de fotoğraf öyle bir şey ki başladın mı bırakamıyorsun, bunun yanında bir suru yan etkisi de var her şey farklı gözle bakabiliyorsun, çoğuna korkunç gelebilecek böcekler sana incelemeye değer sanat eserleri gibi geliyor, bir suru gerekli / gereksiz şey öğreniyorsun, örnek:
arkadaşları arasında aelia rostrata olarak bilinen bu cancağız karincayiyenyiyen in karnına dolaylı yoldan olsa da gitmemek için karınca yemez ama iştahını tahıl ürünlerinde söndürdüğü için çiftçiler tarafından pek sevilen böcekler kategorisine dahil edilmezler, bu yüzdendir kımıl zararlısı lakabını hak etmeleri insanlar arasında



F:
[Laf lafı açıyor ve Amerika’ dan önce Artvin’ e gittiği ortaya çıkıyor F’in. Kodak c340ile de güzel anıların çoğunu sabitlemiş olduğu kayıtlara düşüldü. (Ankara’ ya gittiğimde istemeyi unutmayayım )]

(Saatleri ayarlama enstitüsü: ) buranın saatini bulmak için oranın saatinden TAM OLARAK 7 saat çıkartıyorsun, yani simdi orada saat sabahın 1.40 si ya burada ise 18.40 evveet bu kadar basit

(valla bu kısım manyak, olduğu gibi aktarıyorum gelecek tepkilere göre sonradan çıkartabilirim, kendimle konuşmayı çok seviyorum yaa)

Uçakta öyle bir kenardaydım ki sorma gitsin. İstanbul Münih arası koridordaydım (yani koridor kenarı), koltuk numaramı alırken de sorun olmadı. Önümde de bir yarma vardı. Saat 6’ da kalktı uçak (sabahın 6 sı) hostes ablalar ki hepsi alman oluyor içecek servisi için teşrif etmeye başladılar. Yan gözle bakıyorum: millet çay kahve su filan bilemedin gazoz alıyor bu yarma, konuşması da yok, parmağını kaldırdı, servis arabasının üstündeki kırmızı şaraba götürdü (kırmızı şarap olduğunu da hostesten teyit ettim, yoksa tabi bilmem ben) İkinci seferde de bira istedi zaten, ne insanlar var ya aslında bir bakıma hakli simdi eleman İst-Münih arası için en az bi 200 dolar vermiştir yani parmağını masaya değil de hostese uzatsa yeridir diye düşünüyorum ne dersin...
ANCAK Münih Washington seferi için koltuk numarası veremediler bir turlu mühim şahsiyetim ya sıradan bir yere oturtmak istemediler beni ve Türkiye’ den gelenleri check-in olayı var simdi bilirsin belki o is için her 10 dakika da bir gittim koltuk numarası versinler diye vermediler bir turlu umudu kesmiştim, kargoda kafeslerden birine koyacaklar diye düşünüyordum ki, nihayetinde 35 e yi verdiler, tahmin edebileceğin gibi en arkada, 2 koridorun arasında ve uçaktaki dört tuvaletin hemen önünde şahane bir yer. Avantajları ve dezavantajları vardı elbet mesela her cisim geldiğinde (9 saatlik yolculukta bayağı bir geliyor bu arada) 2 adımda wc de bulabildim kendimi hatta bazen hiç kalkmadan da isimi görebilir miyim diye de düşündüm ama denemedim, kısmetse dönerken. Dezavantaj olarak da tabi şey olayı var uçaktaki yaklaşık 200 kişi hacetini giderirken yakından hissedebiliyorsun yani neyse...
Çok değişik gözlemlerim oldu mesela tuvalete gelmeden önce en az 20 defa boynunu çevirip tuvaletler bölgesini kontrol edenler, her 5 dakika 22 saniyede bir (ne yapıyorsa kestiremedim henüz) tuvalete gelen çekik gözlü kızlar, tuvalete gitmek istediği için yemeği biraz daha geç verip veremeyeceklerini hosteslerden öğrenmek isteyenler vesaire vesaire bayağı tecrübe edindim…
(Ayrıca şöyle bir şeylerde vardı ama devamı gelmedi, arada kaynadı, bir ara hatırlatmak lazım)

Bir sonraki sefere gecen hafta yasadığım otobüs maceramı anlatacağım, başlık olarak
"T' si olmayan T16 ya binince başıma gelenler" koyduğum ve şuan sadece baslığı bulunan bu yazı burada yasadığım sok dolu anlara yeni bir örnek olarak ilgini mutlaka çekecektir…


A:
F selam, arkadaşlardan gelen kandil mesajlarından anladığım üzere bu gün kandilmiş, ama sağ olsun hiçbirisi mesajında belirtmediği ve babaannemde genelde takvim yapraklarını fazla fazla kopardığı için bende sadece sizinde kandiliniz mübarek olsun gibisinden cevap veriyorum (bu arada kandilin mübarek olsun).

Bugün son altı – yedi mesajımızı bir Word belgesine attım yaklaşık beş sayfa bir şey tuttu bayağı bir gevezelik etmişiz. Sen bir ara bana Pardus ile ilgili bir soru sormuştun neydi tam hatırlamıyorum ama şu anda nasıl kullanıyor musun herhangi bir Linux? Evde internet olsa bir dakika durmam, şu anda evde var birkaç Linux dağıtımı kurmak istiyorum kesin içinde ihtiyaç duyacağım paketlerin hepsi gelmeyecek, git internet kafeye at usb ye, gel eve, başka bir uyumsuzluk hatası çıksın git internete, … Mezun olayım inşallah o zaman geçeceğim açık kaynağa tam olarak, şimdilik Bill amca sağ olsun.

F bu arada sana bir ara sesli ve görüntülü bir e-posta atayım, fotoğraf makinesiyle çekip, yazı yazı bu kadar yeter :) Hem saçımı kazıtmamın üzerinden yaklaşık üç hafta geçti, insan içine çıkacak hale geldim artık. Sendende aynı şekilde bir cevap beklerim ama. Ben büyük bir ihtimalle evin içinden çekerim nasıl olsa sen buraları biliyorsun ama yok ben Esenyurt’ u özledim dersen ben de dışarıda çekerim. Senden istediğim kendini çekerken arka planda bulunduğun bölgenin tarihi vs. yerleri olsun yani hem seni görmüş olayım hem Amerika’ ya gelmiş kadar olayım (şaka, kafana göre takıl :) )



F:
"T' si olmayan T16 ya binince başıma gelenler" adli macerama "yanlışlıkla gittiğim 3. durakta karsılaştığım amerikan delisinin bana dedikleri" adli bir sub-section eklemeye karar verdim, azimle çalışıyorum inşallah yakında baskıya girecek ve en kısa zamanda sizlere ulaşacak.

(Peynir eritmesi fotoğrafı aranıyor, Ankara’ ya gelirken evde varsa mutlaka getireceğim. Fotoğrafını değil, sahisini :) )


A:

Videoları izlerken bir an kendimi yaseminin penceresinin sunucusu sandım
(bu kısımda harbiden öyle oldu ya )


F:
24 Aralık için bilet aldım 23 Ocak'a kadar Türkiye’de olacağım inşallah.



A:

Yorumlar

  1. F.

    Burda cikcagini bilseydim, biraz
    dilime ozenirdim sayin A., olmadi boyle.

    YanıtlaSil
  2. Fatih inşallah kısa zamanda tekrar görüşürüz, çok özledim.

    İsim de verdik artık kozlar CIA'in elinde :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

sen de yaz yaz yaz buraya yaz bütün sözlerini

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fedora 24'te GRUB 2 Önyükleyici Temasını Değiştirme

Müfettiş Gadget'taki Kötü Adamın Yüzü Açığa Çıkmış

Diğer Dillerde Hoşçakal