Kayıtlar

Ben Kötü Esprilerimi Bile Öldüremem

Resim
Ben kendimi melankolik sanıyorum, belki birisinin kısa bir süre önce dediği gibi megalomanımdır. Neyse konumuz bu değil, konumuz da yok aslında.

Google Keep'te belki biraz daha sağını solunu düzeltip güzel ederim diye uzun süredir sakladığım birkaç kötü espriyi, (daha iyisi) silip atabilecekken buradaki sayfalarda unutulmaya terk etmek daha kolayıma geldi sadece.

Değiştirilmiş Şarkılar
Like'layamam seni like'layamam
Ben sevdim ama yine stalklayamam

Sen bu kodları derleyenezsin canım derleyemezsin
Derindur algoritmaları anlayamazsın
Oy ellerun kınalidur kodlayamazsın

Çalışamadım ben bu derse,
Çalışamadım ben vizeye.

Başım belada, hocanın biri vurulmuş sınıfta
Cebinde sınav kağıdım bulunmuş, başım belada
Kalemimi unutmuşum helada,
Nerden baksan tutarsızlık
Nerden baksan tutarsızlık
Nerden baksan ahmakça!

Sert Tres
rosto ne, sen ot sor

Özlü Sözler
Bazı şeyler çabuk biter, bazı şeyler çubuk kraker.*

Karikatür


* Bu, o kadar da kötü değil, çubuk krakeri pek sevmediğim öğrenildikten …

Çağdaş Latin Amerika Şiiri Antolojisi

Resim
Latin Amerika Şiirleri Antolojisi'ni okuduktan bir süre sonra Çağdaş Latin Amerika Şiiri Antolojisi'ni de okudum.
Ülkü Tamer'in, İngilizce ve İspanyolcadan yaptığı çevirilerden oluşan Çağdaş Latin Amerika Şiiri Antolojisi'nde, Arjantin, Ekvador, Guatemala, Brezilya, Nikaragua, Şili, Peru, Haiti, Venezuela, Küba, Meksika, Uruguay, Bolivya, Porto Riko ve Honduras'tan 50 şair, 200'e yakın şiir yer alıyor.

Yine alıntı sınırlarını aşmamaya çalışarak birkaç beğendiğim şiire yer vermek istiyorum yazının devamında.


BREZİLYAManuel Bandeira (1886 -1968)SOKAK Oturduğum bu sokak, iki dağ yolunun arasındaki,
Bir kentin caddesinden daha ilginç.
Kentlerde birbirine benzer herkes.
Herkes birbirine benzer. Herkes herkese benzer.
Burada öyle değil; bir kişiliği var herkesin.
Her yaratık apayrı.
Köpekler bile.
İşadamlarını andırıyor bu köy köpekleri:
işleri başlarından aşkın.  Ne çok insan gelip gidiyor!
Hepsi değişik; çağrışımlar başlatıyor hepsi.
Omuzlarda taşınan tabut, keçinin…

Cahit Külebi

Resim
İsmi Bütün Şiirleri olan her kitabı okumak hedeflerimden biri Türk edebiyatı için. Bu yolda bitirdiğim son kitapsa Cahit Külebi'ninki. Kitabını okumadan önce en son nerede, ne zaman karşılaştığımızı hatırlamıyorum Külebi'yle. Sanırım ilkokul Türkçe kitaplarının sayfaları en doğru tahmin olur.

Kitabı okurken hem daha sonradan tekrar okumak hem de başkalarıyla paylaşmak için çok sevdiğim şiirlerin fotoğrafını çekiyorum. Sonra bunları, internette zaten bulunan metin hallerinden de yararlanarak bu tip blog yazılarına döküyorum.
Söylediğim gibi Külebi'yi en son ne zaman okuduğumu ve şiirlerini sevip sevmeyeceğimi bilmiyordum kitabını okumaya başlamadan önce. Kitabı bitireli bir süre geçtikten sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki şiir tarzını ve şiirlerini sevdim Cahit Külebi'nin. Buradan şöyle bir sonuca vardım en azından kendim için: sevdiğimiz şairlerin sevdiği şairleri de sevme eğilimindeyiz. Nereden mi vardım buna: "Ben teşbihten haz etmem... Niçin şiirlerini seviyor…

Abdou Habeb Ghandoura

Aranjman Blogu isimli bir müzik günlüğü takip ediyorum Feedly üzerinden. 1971, İstanbul doğumlu ve ismi büyük ihtimal Oytun olan bir müzik sever tarafından güncelleniyor.
Küçük yaşlarından itibaren Türk Hafif Müziği kavramına meraklıymış. Günümüzde aranjman, cover, adaptasyon veya kaba tabirle araklama olarak isimlendirilen yabancı bestelerin üzerine Türkçe sözler yazılarak hazırlanan Batı Müziği şarkılarından oluşan arşivini de bu müzik günlüğü vasıtasıyla diğer müzik severlerle paylaşma yoluna gitmiş. Ne de iyi etmiş.

Bu günlük sayesinde daha önceden bildiğim veya bilmediğim şarkıların asıllarıyla da tanışma şansı buluyorum ve kendi müzik dünyam adına çok güzel kazanımlar elde ediyorum.

Az önce de Ay Beyaz Deniz Mavi'nin bir bakıma var olmasını sağlayan şarkı olan Abdou Habeb Ghandoura ile karşılaştım bu günlükte. Biraz merak da var ya bende, şarkı sözlerini arayıp buldum. Biraz da benden bir şeyler olsun istiyorum ya hep. Sözlerini yalan yanlış da olsa Türkçeye çevirdim:
Abdo, …

KDE Sistem Başlangıcında NTFS Bölümleri Otomatik Bağlama

Resim
Bilgisayarımda iki işletim sistemi yüklü: Fedora ve Windows. Bir dönem sadece Linux kullanabilecek kadar şanslı olsam da şu an iki işletim sistemini de neredeyse eşit seviyede kullanıyorum.

Hem Linux tarafında hem de Windows tarafında iki disk bölümüm var. Linux'ta sistemin kurulduğu kök (root) dizin ve kişisel dosyalarımın olduğu ev dizini (home), Windows'ta da benzer şekilde Windows'un kurulu olduğu C ve veri deposu olarak kullandığım Veriler isminde ayrı bir disk bölümü bulunuyor.

Windows tarafındayken Linux disk bölümlerine erişim ihtiyacı duyduğumda Ext2Fsd'den yararlanıyorum. Linux tarafındayken de işler NTFS-3G sayesinde halloluyor.

Bu yazıda dosya sistemlerinin daha erişilebilir olmasını sağlayan Ext2Fsd veya NTFS-3G'den bahsetmeyeceğim. Sadece uzun zamandır canımı sıkmasına rağmen çözümü için çok kısa bir süre öncesine kadar hiçbir şey yapmadığım bir pek iyi olmayan kullanıcı deneyiminden söz edeceğim.

Veriler bölümü boyut olarak epey büyük olduğu için dos…

İsmail Ersevim'in Türkçe Uluslararası Uygulamalı Deyimler Ansiklopedisi

Resim
Sevdiğim nadir özelliklerimden biri, küçük şeylerin peşinden bıkmadan koşabilişimdir. Dün de böyle yaparken bir kelimenin ardı sıra, İsmail Ersevim'in sözlüğüne denk geldim. Henüz kendimi sözlükçü olarak tanımlamak için çok erken olsa da sözcüklerin peşinde biri olarak ifade edebilirim sanırım ve sözlüklere, sözlükçülere hak ettikleri değeri vermeye çalışırım. İşte bu çalışmadan sizi haberdar etmek isteme amacım da budur. Sizi sözlüğün önsözüyle baş başa bırakıyorum:


ÖNSÖZ Sözlüğün aşağı yukarı 5500. sayfalarında 14,000’e yakın sözcük ve 45-50,000 ‘giriş’ malzemesiyle, birden heyecanlandım. Tünelin sonu görünmeye başladığına göre, bir ‘Önsöz’ yazmam gerekecekti. Başlayalı tam on beş yıl olmuş; Amerika’daki otuz üç yıllık serüvenimin Türkiye’de olmasını rüyaladığım projelerden pek azı gerçeklemiş, on sekiz telif ve çeviri eser yazmışım, ama, Goethe’nin gururla dediği gibi ‘Hayatının Opus Magnum’u, nihayet iskelet halinde ortaya çıkmış. Aman Tanrım, bir heyecan, ama kim basacak bu d…