Küçük Babaji Ormanda - Helen Bannerman

Project Gutenberg'deki kitapların Türkçe'ye çevrilerek herkesin kolayca erişebileceği şekilde sunulmasının ne kadar harika olacağını söylediğime rast gelmişsinizdir. Çoğu insan bunun çok zor olacağını bir bakışta söyleyebilir ama ben ancak deneyerek tam bir kanıya varabiliyorum böyle konularda. Evet, gerçekten kısa bir hikaye kitabı için bile çok çalışma yapmak gerekiyor.

Her türlü zorluğa rağmen yine de denemek istiyorum. Az yabancı dil bilgimle çeviriler normalden çok daha uzun sürse de, EPUB düzenlemede henüz çok acemi olsam da, edebi dil konusunda herhangi yüksek bir iddiam olmasa da böyle bir çalışmanın etkilerini görmek istiyorum. DRM'siz ve ucuz e-kitaplar neler değiştirebilir Türkiye'deki daha çok yeni olan e-kitap alanında merak ediyorum. E-kitap fiyatlarının en azından basılı kitabın yarısı kadar olmasını sağlayabilir mi ya da DRM'nin anlamlılığını sorgulatabilir mi insanlara?

Kafamdaki tüm bu soruların cevaplanmaya başlaması içindi bir bakıma Helen Bannerman'ın Little Black Sambo (Küçük Kara Sambo) eserini çevirmeye başlamam ve artık kamu malı olan bu eserden telifli yeni bir çalışmayı, Küçük Babaji Ormanda'yı çıkarmam.

Küçük Babaji Ormanda'yı bir deneyin başlangıcı olarak görüyorum ve siz de bu deneyin bir parçası olmak isterseniz yapmanız gereken tek şey kitaba göz atmak, beğenirseniz kitabı satın almak ve daha sonra da kitap hakkında bahsetmek, kitap, çevirisi ve diğer konularda eleştiri yazmak.

Tüm e-kitapların fiyatını aynı yapmayı düşünüyorum. Bunun ne kadar mantıklı olduğuna ileride karar vermeyi tercih ediyorum şu an. Fiyat da 1 TL olacak. Şu an için bir kitaba hiç düşünmeden verebileceğim bir tutar bu. Zamanla ve diğer şeylere gelecek zamlarla buradaki e-kitapların fiyatları da artacaktır ama her zaman olabilecek en makul  düzeyde tutmaya çalışacağım. Ödemeleri şu sayfadaki bilgilerden yararlanarak yapabilirsiniz:




Kitabı yukarıdaki EPUB simgesine tıklayarak edinebilirsiniz. Kitaba göz attıktan sonra sahip olmaya karar verirseniz yukarıdaki ödeme bilgilerinden yararlanarak tutarını gönderebilirsiniz. Elbette bunu yapmanız için üzerinizde kurabileceğim hiç bir zorlama veya baskı olmayacak olsa da doğru olanı yapmanızı tercih ederim. Kitabın size hitap etmediğini düşünürseniz de bilgisayarınızdan veya e-kitap okuyucunuzdan silmelisiniz. E-kitap 24 saat içinde kendini imha etmeyecek olsa da gerekirse bu işlemin sizin tarafınızdan yapılacağına eminim.

Bu kitap ve daha geniş olarak böyle bir çeviri düşüncesi hakkındaki yorumlarınızı da iletmeyi lütfen unutmayın. Ayrıca bu çalışmaya katılmanızı veya benzer bağımsız çalışmaları oluşturmanızı tavsiye ederim. Bunları yorumlar aracılığıyla konuşabiliriz.

Biraz da kitap hakkında konuşarak yazıyı sonlandırmak istiyorum şimdi. Babaji'nin başına gelenlerin anlatıldığı hikaye adeta azıcık aşım ağrısız başım deyimini haklı çıkarmak için yazılmıştır. Yeni kıyafetleriyle ormanda dolaşmaya çıkan Babaji ormandaki beklenmedik tehlikelerle yüz yüze kalacaktır. Bakalım Babaji bu tehlikeli yolculuktan sağ salim dönebilecek mi?

Oldu sanırım?

Kitaptan alıntı:
Evvel zaman içinde Babaji isminde küçük bir çocuk varmış. Annesinin ismi Mamaji'ymiş. Ve babasının ismiyse Dadaji'ymiş. Bir gün annesi Mamaji, küçük Babaji'ye güzel bir kırmızı ceket ve zarif bir mavi pantolon dikmiş. Babası Dadaji de pazara gitmiş ve oğluna güzel bir yeşil şemsiye ile kırmızı astar ve tabanları olan şirin bir çift ayakkabı almış. Şimdi küçük Babaji muhteşem olmaz mıymış?
Küçük Kara Sambo ifadesinin geçtiği internet üzerindeki tek yazıdan küçük bir alıntı:
“Bunun her şeyi na kadar iyi açıkladığından hiç haberin yok” dedi genç adam. Sybil ayağını bıraktı. “Küçük Kara Sambo’yu okudun mu?” dedi. “İşte bunu bana sorman çok komik oldu” dedi. “Şu rastlantıya bak ki, daha dün gece okuyup bitirdim.” Uzandı ve Sybil’in elini tuttu. “Nasıl, beğendin mi?” “Kaplanlar o ağacın çevresinde koşuşuyorlar mıydı?” “Evet. Ben de hiç durmayacaklar sandım. O kadar çok kaplan da ner’den çıkmış ki?” “Yoo. Hepsi altı tane yalnızca.” “Yalnızca mı?” dedi genç adam. “Sen buna mı yalnızca diyorsun?” “Balmumu sever misin?” “Ne sever miyim?” “Balmumu.” “Ohoo, çok severim. Sen sevmez misin?” Sybil başıyla onayladı. “Zeytin sever misin?” diye sordu. “Zeytin mi? Tabii! Zeytin ve balmumu. Onlarsız bir yere gidemem.”
Little Black Sambo'nun animasyon uyarlaması da YouTube üzerinden izlenebilir:



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fedora 24'te GRUB 2 Önyükleyici Temasını Değiştirme

Müfettiş Gadget'taki Kötü Adamın Yüzü Açığa Çıkmış

Diğer Dillerde Hoşçakal