NOKTASIZ

Yazmak sınırsızca, düşünmeden kelimeleri, kurmadan cümleleri. Bir şeyleri ima etmeden, ne demek istiyorsak. Umursamadan imla kurallarını, noktalı virgülden(1) sonra büyük ya da küçük harfle başlamayı. Bazen birleşik bazen ayrı olarak cümleye katmayı ya da yı. Kafamızdan geçen düşünceleri resmetmeyi fotoğraf makinesine benzercesine. Ama bazen kendimizden bile gizlediğimiz şeyleri yazmak. Başkasının okuması için değil, kendimizle yüzleşmek için belki. Yaşadıklarımı, hayal ettiklerimi, saçmalıklarımı.

Unutarak gelecek kaygısını, hatırlamaya çalışarak geçmiş anıları. Yazmak güzel şeymiş ve niye yazıyorum düşünceleri arasında mekik dokuyarak. Unutmamak için yazmayı, sevmeyi. Bazen kurşun kalemle, bazen tükenmez kalemle ama istiyorsak kelimelerin kaymasını kâğıtta, kullanmak gerek dolma kalemi. İsraf edercesine kâğıtları yazmalı, bazen bilgisayarda bazen de en umulmadık yerde karşınıza çıkan babanızın eski daktilosunda tuşların çıkardığı tıkırdıları dinleyerek ve kaleme sarılmak tekrar hiçbirinin aynı zevki vermediğini anlayarak tekrar harflerle dans etmek için.

Yemek yapar gibi mesela türlü, biraz ondan biraz bundan, azıcık yalan, azıcık dolan ama gerçeğin tadını bozmayacak kadar fazlası mide bulandırır ister istemez.

Okuyarak senden öncekileri, etkilenerek biraz, kendi çizginizi çizmeye çalışarak. Bazen haftada bir satır, bazen sayfa sayfa yazmalı. Abartmalı –kabul edilebilir sınırlar içinde- coşmalı bir çocuk gibi. Elimiz düşüncelerimizi kâğıda aktarırken yetişememeli, yavaş kalmalı.

Sıkıldıkça yazmalı, mutluyken yazmalı ve ağlarken yazmalı en dokunaklı ayrılık şiirini.

07.10.2005


(1) burada iki nokta olmalıydı ama noktalı virgül buraya ondan daha çok yakıştı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fedora 24'te GRUB 2 Önyükleyici Temasını Değiştirme

Müfettiş Gadget'taki Kötü Adamın Yüzü Açığa Çıkmış

Diğer Dillerde Hoşçakal