Kımızı Balıksız Hız

Hiç olmadı mı size, sıcacık odanızın içinde teninizde aniden bir üşüme anı belirmedi mi, sebepsiz, anlam veremediğiniz? Garip değil mi uzaklaşmak farkına varmadan gerçeklik kıyılarından, yelken açmak hayal denizlerine, yüzme bilmeden ve can yeleksiz, geminin batması durumunda boğulmayı göze alarak, saatlerce belki de günlerce dalgalar nereye götürürse, içinde geri dönememe umuduyla.

Kimseye katlanamıyorum. Herkes gözüme o kadar aptal geliyor ki anlayamıyorum yaptıklarını, söylediklerini. Gittikçe az konuşuyorum onlarla. Onlar da beni anlamıyorlar, ben de onlara göre aptalım. Kimin umurunda, bir ömür değil mi nasıl olsa, gelip geçer.

Sadece resimler var kafamda, geçmişe ait birkaç tane. Çoğu da her zaman orada kalacak, yazıya dökülmeyecek, kimse bilmeyecek, bilmemeli de.

Kolunuzda saat var mı? Saat kaç? Benim şu anda kolumda saat yok ve eminim siz de şu anda zamanın hangi diliminde olduğunuzu merak ettiniz, kolunuza, duvara veya masanızın üzerine baktınız. Yapmadınız mı? İnadınız takdire şayan, bravo!

Nasıl oluyor da hayatın gerisinde kalıyorum. Yetmiyor yirmi dört saat, yedi gün. Daha fazla, daha fazla istiyorum.

2014'te yapılan değişiklikler: Başlık küçük harflerle yazıldı, kıtlık varmışçasına bir tane bile kullanılmayan noktalama işaretleri eklendi.

Yorumlar

  1. üzgünüm, kızıyorum kendime,daha önce neden haberdar değilim diye,böylesi düşünceler ve duygular taşıyan insanların varlığından şüphe etmeye başlamıştım.ne şüphesi düpedüz kendimi ıssız bir vahada susuz ve kirli paslı metruk bir viranede unutulmuş eski zaman eşyası saymaya başlamıştım artık değil ama sizi okudukça okadar da değil diyorum hala bi ümit varmış....

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

sen de yaz yaz yaz buraya yaz bütün sözlerini

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fedora 24'te GRUB 2 Önyükleyici Temasını Değiştirme

Müfettiş Gadget'taki Kötü Adamın Yüzü Açığa Çıkmış

Sony Kulaklığınızın Sol Teki Bozulduysa