Bir Amatörün Kendine İtirafları

Fotoğraf ve resim tartışmaları birkaç gün (ay) öncesine kadar beni ilgilendirmiyordu. Her gördüğüne resim diyenlerdendim. Resim makinesi bile demişliğim vardır (bilerek). Fotoğrafları her zaman severdim makineyi alıp birilerini çekmeyi veya poz vermeyi. Sadece anıydılar geçen yaz ki piknikten veya tatil dönüşü uğranan yemek yediğimiz bir yerden. Okumazdım, bilmezdim fotoğrafı okumanın ne demek olduğunu. Fotoğraf ne kadar gerçektir, her zaman gerçeği söylemek zorunda mıdır? Yalanlarıma ortak olamaz mı?


(fotoğrafçısı bilinmiyor)

Onlarla oynamasını da severim. Paintle başlayan serüven potosop ile devam ediyor hala yolun başlarında olmanın verdiği tatla. Bu fotoğrafla oynarken bir yerlerine ismi yazma ihtiyacı duymuşum (reklam) sanki mükemmel olmuş da başkaları ben yaptım diyecekmiş gibi.


(fotoğrafçısı bilinmiyor)
Gerçekçilik önemeli mi, adamın boyunun biraz daha küçük olması gerekmiyor mu, halat yerine siyah bir çizgi yeterli mi. Tüm bunları göz ardı etmişim demek ki bu fotoğrafın kusursuz olmasının bir kusur olacağını düşünmüşüm o zamanlar çünkü zaten böyle bir eylemi yapan cesur arkadaşlar var.


(fotoğrafçısı bilinmiyor)

Bu fotoğrafı ilk gördüğüm anda yapacağım şey aklıma gelmişti, bir tarafta mutlu insanlar diğer tarafta dehşet içindeki yumurtalar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Diğer Dillerde Hoşçakal

Fedora 24'te GRUB 2 Önyükleyici Temasını Değiştirme

Müfettiş Gadget'taki Kötü Adamın Yüzü Açığa Çıkmış