Kayıtlar

2006 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sıradan Olmayan Takım Elbise Fotoğraf Çekim Önerileri

Takım elbise derken ceket, gömlek, kravat ve bunlarla uyumlu bir ayakkabıyı kastediyorum. Eğer başka anlamlara geliyorsa bu yazının saçmalığını güzel bir şekilde özetler durumdur. Takım elbise bize okul yıllarımızda önlükten sonraki iş kıyafetimiz gibi sunuldu. Peki, o zamanlar (o yaş arası) okul bizim için ne idi, oyun zamanımızı değerlendireceğimiz yere bir odada konuşan bir adamı / kadını dinlediğimiz bir mekândı. Ben önlüğü seviyorum diyen var mı aramızda?

Artık önlüğü sevdirmek için hiçbir şey yapamam ama takım elbisenin hala bir şansı var, evet kurtulabilir. Takım elbiseden korkuyorum. Öyle bir şey ki içine girdiğim zaman beni rahatsız ediyor, kıpırdamamam gerektiği hissi veriyor, sanki hemen kirlenecek, hemen kırışacak.

Üst kısmı yazdıktan sonra uzun bir süre geçti. Yazıya devam etmek istemiyorum. Ama bu kadar şeyin de ziyan olmasını istemiyorum. (alt kısımlarda vardı, biraz cümle haline sokmaya çalıştım o kadar)

* Bir ortamda insanlar şortlar tişörtlerle dolaşırken bile terlerken…

KULAK TIKAÇLARIM

Resim
Uzun yazıların daha iyi olduğunu düşündüğüm için. Konuları gereksiz yere uzatıyor, alakasız şeyleri de ekleyerek satır sayısında haksız kazanç elde ediyor, siz sevgili okuyucularımın değerli zamanını çalıyordum. (ne kadar iyimserim ya, hala yazılarımı birilerinin okuma ihtimalini varsayıyorum) Artık bundan vazgeçtim (en azından vazgeçmek istiyorum ve bunun için çabalıyorum, sanki sigara bağımlısıyım da bırakmaya çalışıyormuşum gibi oldu. Bu arada Bilal sen zor bırakırsın bu kafayla sigarayı) zaten en büyük iyilik, iyiliği istemektir. Kısacası başlığın etrafından fazla uzaklaşmayacağım.

Çok yemek iyidir ama fazla yemek iyi değildir. Bilgisayar mimarisi dersinde öğretim görevlisi (Şirzat Kahramanlı) bize Türkçe dersi veriyor, helal olsun. Bir sene İngilizce hazırlık göreceğimize, Türkçe öğrenseydik daha iyi olurdu. Bildiğimizi sandığımızı bir şeyi cevaplarken kullandığımız kelimeleri doğru seçmediğimiz için karşımızdaki kişiye yanlış şeyler ulaştırdığımızı her ders gösteriyor bize.

Yandak…

ESKİ KALENDER KALEMLER DÜKKÂNI

Yeni bir kalem aldığınızda onu denemek istersiniz hemen. Eve gidinceye kadar beklemeye yetecek kadar sabrınız yoksa elinizin iç kısmının kâğıt görevini üstlenmesini sağlayabilirsiniz.

Bir yazıda okumuştum; keşke tam referans verebilsem ama isimleri hatırlayamam kolay kolay. Yeni biriyle tanıştığım zamanda bu durum tekrarlanır. O kişiyi yeniden gördüğümde nereli olduğu, mesleği gibi ikinci dereceden önemli bilgiler hemencecik aklıma gelir ama ismi dilimin ucundan öteye geçemez. Bahsettiğim yazıda gelişmiş ülkelerde dolmakalemin, gelişmekte olan ülkelerde ise tükenmez kalemin daha sık kullanıldığı söyleniyordu. Şu anda bu yazıyı dolmakalemle yazsam da, tükenmez kalemi daha sık kullanıyorum.

Kalemlerde moda diye bir şey olurmuş. Ortaokul ve lise yıllarım boyunca tombow’ un siyah karizmatik kalemini kullandım. Birkaç tane vardı onlardan ama hepsini kaybettim. Evrenkente gelirken yeni bir kaleme ihtiyacım vardı. İlk önce faber castell in –şu anda adı aklıma gelmiyor, uzun bir silgisi vardı- …

NEDEN FOTOĞRAF ÇEKİYORUZ?

Neden fotoğraf çekiyoruz? Sanat olduğu için mi? Yoksa tarihi, yazılardan daha iyi ve doğru belgelediğini düşündüğümüz için mi?

Gelişen teknoloji ve fotoğraf makinesinin hemen hemen herkesin sahip olabileceği bir ucuzluğa erişmesiyle fotoğrafçılar çoğaldı. Bu iyi ve kötü oldu. İyi oldu çünkü … , kötü oldu çünkü … şeklinde sayfalarca yazılabilir.

Neden fotoğraf çekiyoruz sorusuna cevap vermek zor. Anlatacağımız bazı şeyleri daha etkili bir şekilde anlatmak için mi, aile albümünü oluşturmak için mi, sanat için mi, başka çaremiz olmadığı için mi?

Keşke bir savaş fotoğrafçısı olsam ve çekecek tek bir kare bulamasam. Erken emekli olsam.

Fotoğrafçı olmak için gereken özellikler şunlardır: gerçekten buraya bir şeyler sıralayabileceğimi düşündünüz mü, yanıldınız. Ben en güzel fotoğrafları makinem yanımda olmadığı zaman çekiyorum (kafamın içinde).

Fotoğrafçılar mesleklerinin birçok insan tarafından yapıldığı için tedirginler, fotoğrafın değerinin azalmasından endişe duyuyorlar. Aslında kötü fotoğraf…

Hacker Dedikleri

Burada hiçbir şekilde gerçek “hacker”lara laf söylemek gibi amacım yok, laf gideceği yeri bulur aslında gereksiz bir açıklama oldu gerçek hacker in işi yokta bunu okuyacak sanki.İlk önce sözlüklere başvuralım bakalım (ben normal sözlüğü kastettim siz ekşi sözlüğe de bakabilirsiniz)hack:1.(at/away ile) kesmek, yarmak2.yaşlı ve yorgun at3.kira beygiri, binek atı4.çok sayıda düşük kaliteli eserler yazan yazarve hacker:Çökertici, Korsan 1hacker:İngilizce hacker. "Bilgisayar ve haberleşme teknolojileri konusunda bilgi sahibi olan, bilgisayar programlama alanında standardın üzerinde beceriye sahip bulunan ve böylece ileri düzeyde yazılımlar geliştiren kişi" anlamında kullanılan bu kelime için Kurulumuz, kırıcı sözünü önermektedir. Örnek: Kırıcı, kullanmakta olduğu bilgisayar veya iletişim ağı ile ilgili bir güvenlik açığını veya gizli bir şifreyi ortaya çıkardığında o ortamın yetkililerini gereken tedbiri almaları için uyarır.hacking:kırma.hack: özensiz program; özensiz iş. 1) Zar…

ELMA

Elmayı tam otuz yedi ısırıkta bitirmişti. Böyle garip huyları yoktu ama bu kez ne olduysa böyle bir şey yapmıştı. Tam oyuz yedi ısırık. Bu bir dünya rekoru muydu, yoksa vasatın altı mı ondan da haberi yoktu. Herhangi bir amacı yoktu zaten bunu yaparken. Sadece ilk ısırıkta bir son ısırıkta otuz yedi demişti. (Aslında bundan önceki cümle yalan, sadece olayı daha kısa cümlelerle anlatabilmek için gerçeği biraz saptırdım. Saymaya elmadan birkaç ısırık aldıktan sonra karar verdi ve altı ısırık aldığını diş izlerinden anlayarak saymaya devam etti. Acaba elmayı yemek için mi ısırıyordu yoksa saymak için mi? Saymadan önce gerçekten de yemek için ısırıyordu ama bu sefer saymayı da düşündü ve işleri karıştırdı.) Otuz altı da bitirebilirdi ama son ısırığı yeteri kadar iyi değildi.

Elma yeşildi, tadı da tam istediği gibi. Zaten kırmızı bir elmayı kaç ısırıkta yediğini hesaplayamazdı. Sevmiyordu çünkü. Sanki yeşil ve kırmızı elma iki farklı meyveydi onun için. ne kadar saçma sapandı kendisi bile ş…

Ben Üstinsan

Bunun lafını ettiğim ya da bundan kendim için pay çıkardığım anın ötesinde bu kavramın sınırları içinde olamam artık. Üstinsan yoktur, vasat olandan da. İnsan olmak için sağlanması gerekenler hakkında da pek bir bilgimiz yok. Sadece etrafımızda insan olduğunu zanneden yaratıklar var. Hayvan lafı da bu yüzden kavgada söylenmeyecek kadar ağırdır, en büyük hakarettir, küfürdür. Karşımızdakini insan olarak görmeme zaman zaman hepimizin başvurduğu bir yöntemdir. Dünyadaki her şey insan için vardır. Tek insan da biz olduğumuza göre, her şey bizim emrimizde. Artık gazetelerde ve televizyonlarda takip ettiğimiz haberlerde tanımadığımız insanların ölümüne ağlamıyoruz, üzülmüyoruz bile. Çünkü insanlıklarından emin değiliz. Toplum sadece üstinsanın mükemmelliğini tamamlayabilmesi için üstüne basarak yükseldiği bir kalabalıktır.

Henüz “Böyle Buyurdu Zerdüşt” ü okumuş değilim. Okunacaklar listesinde arkadaşlarının yanında duruyor şimdilik. Bunlar okumaya başlamadan önce ne yazıyor acaba kitapta sor…

22.09.06

Yeni günlüğüm sensin. Senden önceki arkadaşını İstanbul’ da bıraktım. Sayfaları az kalmıştı. Henüz bitmemişti ama yakında biterdi. Henüz ne demek? Çantamda gereksiz bir ağırlık oluşturmasın diye bırakıvermiştim kitaplığımda bir rafa. Gördüğün gibi pek sadık biri değilim. Son bir veda yazısı yazmayı planlamıştım, o da olmadı.

Bu özrüm olsun ondan. Çok güzeldi. Telli bir ajandaydı. Evrenkent vermişti 2004 – 2005 öğretim yılında. O zaman kullanmamıştım. Sadece içindeki reklam sayfalarını yırtarak bir kenara emanet etmiştim. O anda, onun düşüncelerimi paylaşacak bir arkadaş olacağını aklımın 45 derece doğu meridyenine bile getirmemiştim. Birkaç dersimin defteri olma görevini de pekiyi yerine getirebilirdi. Ben onu sırdaş olarak seçtim, o da benimle arkadaşlığı kabul etti. Fazla ders çalışmıyorum zaten.

Yazı yazarken bazen ara veririm. İstemli veya tam tersi ve yazının içeriği bir anda değişir. Kısaca komşumdan gelen gürültüler bana eski komşumu özletti. Yöneticiye para vermek için çıktığımd…

Kodak V550 Tanıtım

Bu ilk ürün tanıtım yazım. Merak etmeyin ikincide de bu ikinci diyecek halim yok ama ilk olduğu için bunu belirtmek ayrıca bunu belirtişimin nedenini de açıklamak istedim. Geçenlerde Kanal B de güzel bir program izledim Atölye isminde, tiyatro sanatçısı bir bey sunuyordu, o günkü konu ise bilim ve sanat arasındaki ilişkiydi, benim için güzel bir tecrübe oldu.

Eskiden bilgisayar dergisi aldığım zamanlar (şu anda sokakta birden bir kavga patlak verdi, hala bağrışıyorlar, küfürler uçuşuyor) (2000 – 2003) kuşe sayfalarda yer alan tanıtımları zevkle okuyor ve acaba yazarlar denedikten sonra ürünleri geri gönderiyorlar mı yoksa bir reklâm ve tanıtım karşılığı kendilerine hediye mi ediliyor diye merak ediyordum.

Bu yazı için hiçbir hayvana zarar verilmemiştir. Buna benzer şekilde bir ibare yer alır, başrollerden birinde hayvanların bulunduğu filmlerde. Ama ne yazık ki televizyon kanallarımızın çoğu filmlerin sonunda yer alan ve yukarıdan aşağıya doğru hareket ettiği halde kayarak uzaklaşan bu …

KONYA

Resim
2 bosna 2 kule 2 zafer











Piknikçileri Anlamak

Resim
Bu yazı piknikçileri nasıl anlayacağınızdan ziyade onları anlamanızın neden imkânsız olduğu konusundadır, benim için bir “kızgın kumlardan serin sulara atlama” etkisi yaratan bu satırların okuyucu üzerinde ne gibi etkiler bırakacağı bilim-etik tartışmalarına girer, siz benim deneklerimsiniz (bunu bir ben yapmıyorum bence).

Bilmiyorum pikniğe gittik diyenlerde var mı ama ben piknik yaptık derim. Çünkü pikniğe gitmek tam karşılamıyor olan biteni, piknik yapmaya gittik denilebilir ama sanki cümle piknik yapmaya gittik ama yağmur yağdı, ortalık çamur oldu, fırtına çıktı, arabamız çalındı (dayanılmaz örnekleri çoğaltma dürtüsü) şeklindeymiş izlenimi veriyor zavallı insan beynine.

Pikniğin aynı şeylere gülebilen insanlarla birlikte yapılması bir zorunluluk olmasa da alabileceğiniz eğlenceyi yukarılara tırmandırabilmek için gerekli olduğu unutulmamalıdır. Demek istediğim yakın dostlarınızla yapacağınız piknik veya ailenizle yapacağınız piknik, gözleriniz kapalı şekilde bir filin farklı yerleri…

SORULAR

Bir zamanlar ben de temizdim, saftım dışarıdaki kar kadar ve çocuktum az önce buz tutmuş yolda kayarken düşen çocuk kadar. Benim de annem tutardı elimden okula gittiğim ilk seneler… Peki, ben layık olabildim mi beni en çok seven iki insandan biri olan anneme? Hiç sanmıyorum. Başkalarına hıncımı az mı çıkarmıştım ondan, az mı kırmıştım kalbini nedensiz, yapmıyor muyum hala, ne yazık ki. Ne zaman anlayacağım değerini kaybedince mi?

Sabahçılar evinin yolunu tutmuş gidiyorlar, öğlenciler okula doğru ilerlerken hafta içi her gün bu saatlerde olduğu gibi. Kör döngü. Benim hayatım gibi, herkesin hayatı gibi. İnsanlar geldiler, gittiler ve insanlar gelecek, gidecek. Hepimiz bir şeylerin peşinden koşuyoruz yakalamak için. Bazen yakalıyoruz geç de olsa, bazen de kayıp gidiyor parmaklarımızın arasından.

Gözyaşları döküyoruz gidenlerin ardından, bir daha uzun süre göremeyeceğimiz için. Önce bir dedemiz, sonra da diğeri, geride sadece birkaç hatıra, o da gitgide solmakta.

Acaba iyi bir kardeş ya da a…

MUTLULUK

“Mutluluğa doydum, mutluluk beni ele geçirdi ve moralimi bozuyor.”
“… elle tutulamayan sis, dalları sallayan rüzgar oldum, soysuz bir kıskançlık ve katil oldum, kaybettiğim ve bir daha bulamayacağım aşk oldum. Takıntılarım nedeniyle çürümeye başlayan, gübreleşen anı ve neşeden oluşmuş arapsaçına dönüştüm”
Melissa P.

Bu kızla çok ortak noktamız var aslında. Yanlış anlamayın, hayatım onun ki kadar renkli değil ama mutluluğun moral bozması ve takıntı sahipliği ikimizin de ortak dertleri. İlk kitabı meraktan almış ve okumuştum, aradan fazla zaman geçmemesine rağmen pek hatırlamıyorum ne ders çıkardığımı ondan. Çocuk yetiştirmenin zor bir iş olduğu ve gerektiği gibi davranılmamasının ne gibi facialara yol açabileceği gibi bir şeyler miydi, neydi? İkinci kitabı niye aldım peki?

KARİYER

Dayınızın market sahibi olmasının size ne gibi faydaları olabileceğiniz düşündünüz mü? Çok saçma değil mi? Niye düşünesiniz ki? Eğer amcanızın bir berber dükkanı varsa saçınızı bedava kestirebilirsiniz (eğer yazıyı okuyan bir bayansa cümleyi hala ve kuaför ile çekinmeden yeniden kurabilir). Ama market farklı bir şeydir. Burada birçok şey var, buraya birçok kişi geliyor. Televizyonda gördüğünüz dünyanın (reklamlar) gerçek dünyaya açılan kapısı gibi (cümleyi daha gösterişli yapmak için buradaki kapıyı sokak kapısı değil de, bilimkurgu filmlerinde ki boyut değiştiren cinslerinden farz edin).

Her şey yalan. En azından çoğu. GameBoy’ la oynamak istiyordum ve bu isteğim gerçekleşti. Pokemon red veya blue idi. Bir şeyleri biriktirmem gerekiyordu ama yapmadım. Turuncu güzeldi.

Böyle konuya saçma girişleri şu anda havalı buluyorum galiba. Aslında bağlantıyı kuracağım ama sıkıcı geliyor. Keşke elimden daha iyi bir tercüman olsaydı kafamdakiler için. Şudur ki, eğer bir tanıdığınız gazete satan bir…

Kara Kanat Ördeğin Ünlü Giriş Cümleleri (DW's Famous Entrances)

I am the terror that flaps in the night,
Ben gecenin içinde kanat çırpan baş belası,

I am the onions that stink in your eyes (Fungus Amongus).
Ben gözlerini yaşartan soğan,

I am the switch that derails your train (Darkly Dawns The Duck).
Ben trenini raydan çıkaran makas,

I am the jailor who throws away the keys (Darkly Dawns The Duck).
Ben anahtarı uzağa atan gardiyan,

I am the surprise in your cereal box (Darkly Dawns The Duck).
Ben tahıl kutusundaki sürpriz,

I am the chill that runs up your spine (Darkly Dawns The Duck).
Ben sırtından boşalan soğuk terler

I am the winged scourge that pecks at your nightmare (That Sinking Feeling).
Ben kâbuslarında seni kamçılayan kanatlı kırbaç,

I am the low point on your sine wave. (The Frequency Fiends).
Ben sinüs dalgandaki alçak nokta,

I am the grade curves that gives you an "F" (Clash Reunion).
Ben sana F veren not eğrileri,

I am the fast food that comes back to haunt you (Clash Reunion).
Ben sana musallat olan hazır yemek

I am the water balloon that lan…

Özeleştiri

Türkçeye bir türlü hâkim olamıyorum. En basitinden kelimelere bile doğru olarak ek ekleyemiyorum …daki şiirde [METEOROLOJİ UZMANI] mesela:
Denizin yükselişi diyebiliriz [kalem bittiği için zorunlu değişiklik] ama ben Denizin buharlaşışını demişim ama burada kesin hata var buharlaştığını diyebilirim ama benim demek istediğim bu değil. Buharlaşmasını olabilir gibi ama buda değil.

Hazır cahilliğimi itiraf etmişken şunu da söyleyeyim; eskiden dolayısıyla yerine dolayısılığıyla derdim, yazardım. Hala karar vermiş değilim tam olarak hangisinin doğru olduğuna ama bana sadece beş kişi katılmış

--
dolayısılığıyla arkadaşın yaptıkları biras yanlış oluyor normal normal çek dosyalarını kardeş. zaten flashget kullanmaya gerek yok, neden dersen 30 mb bir ...

Şunu da belirteyim ki C ' yi tam olarak öğrenmeden c++ ' ı dolayısılığıyla da visual c ' yi tam olarak kavrayamazsın . yani işe ilk sürümlerden başlaman ...

****1 Okulumuzun bize sağladığı ortam dolayısılığıyla politikayla yakından ilgile…

>>sAÇMA sAPAN şEYLER

>> >>>>> >sacma sapn seyler
>> >>>>> >birde boyle
>> >>>>> >
>> >>>>> >
>> >>>>> >abudik gubidik
>> >>>>> >şekilde
>>bir de Türkçe
>> >>>>>karakterler sorunluysa
>>imla zaten hak getire
>> >>>>> >bir tür işkence mi yapıyorsunuz
>> >>>>> >sizi ailecek kını
>>yoruz
yapmanız gereken
>>hadi yazıyı baştan düzeltmenizden geçtim
>>bari bul-değiştir (find-replace)
>> >>>>>yardımıyla >>>>>> dan kurtarın yazıyı
artik okumadan siliyorum zaten
>>örnek
--

sacma sapn seyler
birde boyle


abudik gubidik
şekilde
bir de Türkçe
karakterler sorunluysa
imla zaten hak getire
bir tür işkence mi yapıyorsunuz
sizi ailecek kını
yoruz
yapmanız gereken
hadi yazıyı baştan düzeltmenizden geçtim
bari bul-değiştir (find-replace)
yardımıyla dan kurtarın yazıyı
artik o…